Kardan adamlar yaptım, hepsini kahramanım sandım. Avuçlarımda eridiler..

Hadise 1 numara

17 Mayıs 2009 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Kim ne derse desin, Hadise 1 numara 🙂

2.157 Kere okundu
Yorum Yok :(

Pisikoloji

8 Mayıs 2009 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

İtiraf.com sitesini takip ediyorum, neler yazılıyor çiziliyor okuyorum. Özellikle akşam saatlerinde okuyup yorumcuların yazdıklarını da inceliyorum.

Öyle bir imaj çiziliyor ki, aldatmak ve aldatılmak son derece normal sanki. Bunu erkekler yaparsa suç, kadınlar yaparsa sevgiyi başka kollarda aramak oluyor. Patron kalkıp iki satır güzel söz söylese, iş yerinde taciz edildim deniyor. Erkekler sanki iktidar savaşı içindeymiş gibi sürekli suçlanıyor, sürekli hor görülüyor.

Kadınların çalışıyor olması ise onların elindeki en büyük koz. Kız çocuğun babaya bağımlı olması, sadece maddi anlamda değerlendiriliyor. Kadın aldatılmış ise veya evliliğinden mutsuz ise çalışmıyor olması onun ayrılamama sebebiymiş gibi gösteriliyor. Çalışmak, diğer bir değişse kadının ekonomik özgürlüğünü eline almış olmasıyla sanki erkeği dizginleyebileceği ima ediliyor.

Diğer yandan, kadın çalışıyorsa yani kendince kendi ayakları üzerinde duruyorsa daha kolay aldatıyor. Nasıl olsa ayrıldıktan sonra maddi bir  beklentisi olmayacak.

Evliliğe bir evi ortak kullanmak kadar basit bir anlam yüklüyorlar. He birde arada birlikte olmak var. İşler yolunda giderse çoluk çocuk. Yazık günah.

Geçen sene bu zaman ki hallerim aklıma geliyor. Safmışsın ben enesim. Elalemin elinde oyuncak olmuşsun. Biz kitabımızda eşimiz başımızın tacı diye geçer. Başımın tacı olmaya layık ne güzel insanlar, onları yetiştiren ne güzel aileler var. Ama sabretmek gerek.

Vesselam.

3.306 Kere okundu
2 Yorum Yapıldı

Voltran

3 Mayıs 2009 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Bir önceki yazımda belirttiğim voltranı oluşturdum. Şimdi daha önce hiç yapılmamış bir işi yapmaya çalışacağım. Turizm hizmetleri satışında her zaman firma ile müşteri bir şekilde konuşur veya yetersiz sistemler sebebiyle konuşmak zorunda kalır. Ben bunu ortadan kaldırmayı amaçlıyorum. Müşteriler bizim web sitelerimize girdiğinde, satın almak istedikleri hizmetleri, bizimle hiçbir şekilde irtibat kurmadan alabilsinler.

Bunu söylediğim bazı turizm işletmecileri, bunun mümkün olmadığını, insanların kendileri ile konuşmak istediklerini söylediler. Peki aynı insanlar online alışveriş sitelerinden firma yetkilileri ile görüşmeden herşeyi alabiliyorlar, neden turizm hizmetlerini alamasınlar ki?

Başka bir güzel taraf ise; bilgisayarlar asla yalan söylemez, cebine para atmaz. Bence bir bilgisayarın en önemli özelliği budur.

Önümüzdeki hafta itibari ile İstanbul’da olacağım. Bakalım bu macera sonunda neler olacak.

982 Kere okundu
Yorum Yok :(

Tatil.net

26 Nisan 2009 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Uzun süredir yazı yazma fırsatım olmadı. Belki yoğunluktan, belki tembellikten.

Size muhtemel bir başarı öyküsünden bahsetmek istiyorum. Halen gerçekleşmedi ama gerçekleşirse, ben demiştim demek için şimdiden yazayım 🙂

Uzun süredir, seyahat acenteleri için acente otomasyon sistemi geliştirmekteydim. www.acente2.com adresinden tanıtım sayfasına ulaşabileceğiniz bu sistem, acentelerin kurumsal ihtiyaçlarını karşılayan, orta ölçekli bir sistem. Web sitesi ile tam entegreli çalışması ise diğer bütün otomasyon sistemlerine göre en büyük artısı.

Aylar önce, Acente2 programımı satmak için çalışmaya başladım. Sistemde bir sürü yenilik, geliştirme yaptım ancak pazarlama konusunda eksik kaldım. Pazarlama eksiklikleri, sektörde yeni olmanın dezavantajları ile birleşince tatmin edici bir başarı elde edemedim. Uzunca bir süredir aklımda, kendi otomasyon sistemimi kullanarak kendi online rezervasyon sitemi kurmak vardı ancak elimde bunun için iyi bir alan adı yoktu.

Geçenlerde ofisimde otururken yıllardır görüşmediğim bir arkadaşım aradı. Hal hatır sorarken Acente2’den bahsettim ve devam eden konuşma neticesinde Tatil.net alan adının sahipleri ile tanışmamı sağladı. Kısa bir süre içinde Erhan ve Savaş Bey ile görüştük ve anlaştık. Bu sırada tatil.net’in gittigidiyor.com’da ki değeri 97.400 TL idi. Alan adı tamam, otomasyon sistemi tamam, geriye sadece tatil hizmetleri satışını yasal yollar ile yapabilmemiz için gerekli altyapının oluşturulması kaldı. Görüşmelere devam ediyorum, yarın Ankara’da bu konuda bir görüşme yapacağım ve önümüzdeki hafta içinde bu konuyu da halledip voltranı oluşturmayı planlıyorum.

Eğer işler umduğum gibi giderse, 2010 yılının en büyük bombası Tatil.net olacak. Bekle Türkiye, CEO Enes geliyor 🙂

1.022 Kere okundu
Yorum Yok :(

Para ödemek

13 Nisan 2009 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Çok fazla ödememek akıllıca olabilir, ancak çok az ödemek daha da kötüdür.
Çok fazla ödediğinde, biraz para kaybedersin, ancak hepsi budur.
Çok az ödediğinde, bazen herşeyi kaybedersin çünkü aldığın şey yapılması istenen şeyi yapmaktan acizdir.
İş yapmanın en temel kuralı az ödeyerek çok almanı engeller – bu imkânsızdır.
En düşük teklifi değerlendiriyorsan, en doğrusu taşıdığın risk için de bir şey eklemektir, ve eğer bunu yapabiliyorsan, o zaman daha iyisini de alabilirsin.

John Ruskin, 1819 – 1900

1.424 Kere okundu
Yorum Yok :(

Google için kapatma talebi

12 Nisan 2009 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Atatürk’e hakaret edilen bir sayfanın google sunucuları üzerinde barındırılması sebebiyle google’a erişimin kapatılması istemiyle dava açılmış (Haber kaynağı).

Böyle bir davanın, google ekonomisi ile yürüyen ve büyüyen internet sektörümüze, bilgiye erişim için dünyanın en iyi teknolojisine erişim hakkımıza nasıl bir darbe vuracağını düşünmeden, böylesi bir girişimi kınıyorum. Atatürk’e hakaret eden bir sayfanın kaldırılması için google’a dava açılmasına bile gerek yok, telefon edin, bu kişi şu şu sebepten ötürür sizin sözleşmenizi ihlal etmiştir deyin, zaten kaldırırlar.

dava açıp, “ey google, sen dünyanın en iyisi bile olsan biz senden böyle büyüğüz, biz bu kadar güçlüyüz, seni bile kapatırız” dercesine hareket etmek, Atatürk’ün hangi ilkesi ile uyuşuyor. Bırakın arkadaşım ya, bu dava kabul edilir ve google kapatılırsa, benim Türk adaletine olan güvenim kalmayacak.

Sözü geçen dernektekiler de kutlama yaparlar artık, “google’ı bile kapattırdık” diye.

1.321 Kere okundu
Yorum Yok :(

Bir olay, iki ders

6 Nisan 2009 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Bu aralar yeni piyasaya sürdüğüm Acente2 Seyahat Acentesi Otomasyon Sistemi‘ni pazarlamaya çalışıyorum. Çeşitli insanlarla görüşüyorum, bir şekilde işler devam ediyor. Geçen hafta içinde Bursadan bir firma ile görüştüm. Sistemi anlattım, adam “sistemi beğendim, yüzyüze görüşelim” dedi. Bende oldu herhalde diye düşündüm. Telefonlar sonraki görüşmemde adamdan ilginç sözler duydum ve geldiğimde sözleşmemizi mutlaka yapalım dedim, olumlu cevap aldım. Bu konuşma üzerine, Bursaya hiçbir şekilde gitmek istemiyordum.

Bu arada Ankaradan bir firma aradı ve sadece şunları şunları istiyoruz, hemen faaliyete geçelim dediler. Cumartesi gününe yetişecek diye söz verdim ama Bursaya gittiğim için yetişmedi.

Bursada firma sahibi ile yaklaşık 3 saat konuştuk. 3 saat sonunda öyle sözler söyledi ki, istediği sistem şu an Türkiye sınırları içinde yok, hatta bahsettiği bazı özellikleri düşünürsek dünyada böyle bir sistem olmadığını söyleyebiliriz. Peki dedim, “yaparız ama bunu faaliyete geçirene kadar maliyetin bir şekilde karşılanması gerekli” dediğimde, “istediğimiz özelliklere sahip bir sistem haline geldiğinde sözleşmemizi hemen yaparız” şeklinde bir cevap aldım. Çalışıp onun istediği özellikleri sisteme ekleyeceğiz ama o isterse para ödeyecek. Müsade isteyip çıktım.

Burada iki ders çıkardım;

1- Hislerine güven, içinden bir ses yapma diyorsa, yapma.
2- Öncelikle garanti olan işleri hallet, benim burada Ankaralı firmanın işini halletmem gerekliydi.

Tecrübe, yenilen kazıkların bileşkesi olduğuna göre, aldık bu kazığıda başımızın üzerine koyduk.

Vesselam.

1.008 Kere okundu
Yorum Yok :(

Şube ismi :)

23 Mart 2009 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

İlginç bir hikayedir.

Konya’da Rixos otelinin yanında Truva alışveriş merkezi vardır. Burada da eskiden Akbank’ın bir şubesi vardı. Özel bir şubeydi, haftasonu da çalışır, akşam 22.00’ye kadar açık olurdu. Truva alışveriş merkezi içinde olduğu için ismide Truva şubesi idi.

Birgün bu şubedeki hesabıma Kocaeli’den para yatırıcam (o zamanlar ATM’lerden para yatıramıyoruz). Gişedeki bayan hangi şubede diye sordu, bende umursamazca Truva dedim. Kadın Çanakkale’de mi dedi. Bir an dumur oldum, “Konya’da ki Truva’da” dedim, o an kadın dumur oldu, “Konya’da da mı Truva atı var?” dedi. Sadece bakıştık, yorum yapmadık ve sadece tebessüm ettik.

İlginç bir anı olarak aktarmak istedim, sevgiler saygılar 🙂

917 Kere okundu
Yorum Yok :(

Kağıt ve kalemin aşkı

22 Mart 2009 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Bir zamanlar kağıt ve kalem adında iki aşık varmış. Bunların aşkı o kadar büyükmüş ki önlerinde hiçbir engel yokmuş onları durdurabilecek. Kalem kağıda her vuruşunda “Seni Seviyorum” dizeleriyle dolup taşıyormuş kağıt. Mutlulukları uzun ylılar sürmüş. Kalem kağıda ‘Seni çok seviyorum asla bırakmayacağım’ derken, kağıt kaleme ‘Sen benim yaşam kaynağımsın sensiz ben bir hiçim’ diyormuş.

Bir gün kalemin ucu tükenmeye başlamış. Sevgisi giderek azalmış. Kalemin ucu köreldikçe aşk sözcükleri okunmaz hale gelmiş. En sonunda kalemin kağıda aşkı tükenmiş artık yazamaz olmuş. Çareyi kaçmakta bulmuş, yeni aşklar aramaya koyulmuş.

Kağıtsa yapayalnız kalmış, tek yapabildiği kalemin eski yazdıklarına bakarak kendini tüketmek oluyormuş. Baktıkça kendini tüketiyor dertlerine dert ekliyormuş.

Kısa bir zaman sonra, kırık uçlu kalem aşkı kalemtıraşta bulmuş, kalemtıraş kalemin körelen ucunu onarmış ona yeniden can vermiş. Kalem artık ölümsüz olduğunu düşünmeye başlamış. Sürekli yeni sapasağlam ve güçlü olmaya başlamış artık.

Kağıtsa bu üzüntüleri arasında silgi adında biriyle tanışmış. Silgi onun tüm acılarını, kalemin yazdıklarını silip atmış, kağıdın tüm acılarını hafifletmiş. Kağıt silgiye minnettar kalmış onlar arasında yeni bir aşk doğmuş. Kağıt silgiyle o kadar mutluymuş ki dertsiz tasasız bir hayatı olduğunu düşünüyormuş.

Günler geçmiş, aylar geçmiş. Ölümsüz olduğunu sürekli güçlü ve yeni olduğunu sanan kalem bir gün tükendiğini bittiğini fark etmiş. Kalemtıraş onun tüm artıklarını bir yana savurmuş. Kağıtsa yeni doğmuş bir bebek gibi tertemizmiş. Tek bir yazı bile kalmamış üzerinde ama ortada bir sorun varmış, kağıt artık yıpranmaya başlamış silginin her darbesi ona acı veriyormuş. Her darbede kağıt daha da parçalanmış. Sonunda yırtıkları etrafa saçılmış. Kağıt silgiyi terk etmiş, kalemse, kalemtıraşı.

Bir gün rüzgarda savrulan bir kağıt parçası kalemin önüne düşmüş. Kalem son gücüyle yırtık kağıt parçasına bir dörtlük yazıvermiş;

“Bilemezdim ki, senden ayrılmanın ölüm olduğunu
Bilemezdim ki, asıl ölümsüzlüğün senle doğduğunu
Bilemezdim ki , ben tükendikçe aşkımızın büyüdüğünü
Ama biliyorum ki ; su an ölüyor olsam da bu satırlarda
Seninle beraber sonsuza dek yaşayacağım“

952 Kere okundu
Yorum Yok :(

Şakşakçılar

20 Mart 2009 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Haberleri izliyordum, bayan Obama’nın Amerika’nın ünlü isimlerini toplamış. Toplantının olduğu yerde bir kalabalık var, alkış tutuyorlar.

Görüntü alışıldık birşey aslında. Nedense eksik olmuyor bu şakşakçılar Amerika’da. Ya milletin işi gücü yok yada işleri bu 🙂

903 Kere okundu
Yorum Yok :(