Kardan adamlar yaptım, hepsini kahramanım sandım. Avuçlarımda eridiler..

Para Düzeni

Kategori: İçimden Geldi | 13 Kasım 2011 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.Ayrıca 4.486 Kere okundu.

Bu yazıda dünyanın para düzeninden bahsetmek istiyorum ve beni rahatsız eden, enayi yerine konulduğumu hissettiğim kısımlarını anlatacağım.

İlk önce paranın nasıl var olduğuna bakalım. Bütün dünyada paraları merkez bankaları basar. Merkez bankaları, merkezi İsviçrede bulunan “Uluslararası Denkleştirme Merkezi”ne bağlıdır, yani devletin değildir. Mesela cebinizdeki madeni paraları bakın, “Türkiye Cumhuriyeti” yazar ama banknotlarda yazmaz, “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” yazar, -i aitlik eki yok. Sanki “TC Garanti Bankası”, aynı şey.

Hükümetler piyasaya sürmek için para lazım olduğunda “Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı” vb bir kurum aracılığı ile “Merkez Bankası”na gider. Merkez bankası, devletin istediği kadar parayı basar ve dikkat edin, “Borç” karşılığı verir. Yani piyasada ne kadar para varsa devletin merkez bankasına o kadar borcu var demektir. Tabi banka faizsiz borç vermez, piyasaya sürülen paranın sürekli bir faizi olur ve bu faiz bileşik faiz formülleri ile hesaplandığı için sürekli artar. Devlet bu faizi ödemek zorundadır.

Peki şimdi olaya şöyle bakalım, hükümet bizim merkez bankasından 1 milyon TL para basmasını istedi, yani 1 milyon TL borç istedi. Bunun 1 yıllık faizi 100 bin tl olsun. Hükümetin elinde para basma, yani 1 milyon TL’yi 1.1 milyon TL yapma imkanı yok ama bu 100 bin TL’yi de geri ödemesi lazım. Peki bu para nereden bulunacak, tabiki bizden vergi olarak alınacak. Ödediğimiz vergilerin bir kısmı ile biz bu faiz ödüyoruz, ne güzel değil mi 🙂

Libya işgal edildikten sonra Kaddafi çok kötü bir diktatörmüş, halkından vergi almıyormuş vs diye haberler çıktı bilirsiniz. Nasıl oluyor ki acep diye düşündüm ve araştırdım, zira adamlar dünya petrolünün sadece %2’sini karşılıyor. Suudi Arabistan yarısını karşılıyor, mantık olarak petrol için bir yere saldırıyorsanız Suudi Arabistan’a saldırmak, oraya demokrasi götürmek lazım! Ama Suudi Arabistan ile ABD iyi geçiniyor. Araştırma sonunda öğrendim ki şu ülkelerin ortak bir yanı varmış; İran, Irak, Afganistan, Libya, Sudan, Küba, Kuzey Kore. Bu ülkeler yukarıda bahsettiğim “uluslararası denkleştirme merkezi”ne bağlı değillermiş. Çok ilginç geldi doğrusu. Libyada muhalifler daha isyanın başında “Bingazi Merkez Bankası”nı kurmuşlardı, ne alaka değil mi?

Bir hadisi şerifte “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, faiz yemeyen kimse kalmıyacaktır. Faizin kendisini yemese bile tozunu yutacaktır.” buyurmaktadır Peygamber Efendimiz. Olaya bakın, ben dikkat ediyorum her türlü detaya ama vergi ödediğim zaman faiz borcu ödemiş oluyorum.

Başka bir konu ise banka kredileri. Şöyleki; istatistik çalışmaları gösteriyor ki bankanın ihtiyaç duyduğu para miktarı toplam mevduatın %10’u kadar. Yani bankada 10 bin TL varsa, anlık olarak 1000 tl bulundurması yeterli, geri kalan 9 bin TL’yi borç verebilir. Örneğin Türkiye’de kanunen bankalarda bulunması gereken nakit para, yani likitide oranı %10’dur.

Banka nasıl çalışır peki, banka elinde olan parayı değil, olmayan parayı kredi olarak verir. Yani bankanın elindeki nakit para 1000 TL ise sanki 10 bin TL varmış gibi 9 bin TL borç verebilir. Doğru anladınız, banka kanunun verdiği yetki ile elindeki nakit paranın 9 katını havadan üretebilir ve gerçekte varmış gibi borç verebilir. Nasıl mı? Gittiniz araba almak için kredi çektiniz, parayı elinize almadan satıcı firmaya banka havalesi ile yolladınız, firma başka yerlere yine banka üzerinden ödeme yaptı, siz banka üzerinden aldığınız maaşınız ile parayı elinize almadan borcunuzu geri ödediniz. Yani para bankadan hiç çıkmadı, haliyle bu parayı nakit olarak bulundurma ihtiyacıda olmadı. Siz bir şekilde parayı geri ödediğinizde havadan üretilen para bankanın hayali mevduatından silindi.

Banka hayali bir mevduat üretti ama sizden gerçek bir faiz aldı. Nasıl ama, düzen çok iyi 🙂 Nakit olarak bulunan 1000 TL’ye güvenerek 9000 TL borç verdi ve bu hayali paranın gerçek faizini topladı, 1000 TL oldu 2000 TL. Düşünsenize, adamın biri çıksa bir buzdolabını 9 kere satsa hapse atılır ama bankalar böyle çalışıyor. Bankadan kredi çekmek, faiz ödemek zaten haram, ayrıca bu düzeni bilince bildiğin enayilik gibi geliyor bana. Peki bu sistem gerekli mi, gerekli. Türkiye’de şu an 53 milyar TL nakit para dönüyor ama 600 milyar TL mevduat var. Eğer sistem bu şekilde işlemese biz merkez bankasına 53 milyar TL’nin değil 600 milyar TL’nin faizini ödüyor olurduk. Sistem baştan yanlış yani.

Peki herkes aynı anda parasını çekmek isterse ne olur? A bankasından para çekmek istediler diyelim, A bankası Merkez Bankasına gider, merkez bankası para aktarır. Merkez bankasında da para kalmazsa, uluslararası denkleştirme merkezi para aktarır.

Olay bundan ibaret. Bu ekonomi sistemi 1903’te kurulmuş. Bu sisteme dahil olmayan yukarıda saydığım ülkelerde dahil ediliyor, birileri haraç toplar gibi tüm dünyanın zenginliğinden pay alıyor. Bugünlerde USD’nin sonu geldi, kapitalizm bitti vs demelerinin sebebi dünyayı soya soya soyamayacak hale gelmeleridir. Yakında sosyalizm daha iyidir diye anlatmaya başlarlar.

Bilgisayar Mühendisi, Teknoarge Teknoloji Genel Müdürü ve bu sitenin medarı iftiharı :P Saygılar
EtiCanlar:

“Para Düzeni” için bir cevap

  1. Mehmet ÇOBAN dedi ki:

    Sayın Enes Bey,
    Para düzeni yazınızda para veya ekonomi ile ilgili araştırma ve sorma imkanına sahip görünüyorsunuz.Eğer böyleyse size ekonomi ve para politikası konularında sormak isterim…Vesselam

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*