Kardan adamlar yaptım, hepsini kahramanım sandım. Avuçlarımda eridiler..

E-ticaret siteleri için arayüz tasarımı nasıl olmalı?

5 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Evet geldik yine mesleki bir konuya. Bugün 10 yıldır içinde olduğum bir sektör hakkında kendimce düşüncelerimi paylaşmaya çalışacağım.

Yaklaşık 10 yıldır e-ticaret siteleri açıyorum ve bu siteler için operasyon, muhasebe alt yapıları geliştiyorum. Bu 10 yılın son 8 yılı turizm sektöründe geçti. Şu an internette ulaşabileceğiniz e-ticaret web sitelerinin yarısının şirketimiz tarafından kurulduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Turizm, e-ticaret konusunda çok özel bir sektör. Tamamen hizmet üretimi şeklinde olduğu için e-ticaret uygulamaları konusunda son derece uygun. Çünkü sattığınız ürün karşılığında müşteriye bir kargo göndermek zorunda değilsiniz, ne mal tedariği, ne kargo, ne irsaliye vb konularla ilgilenmiyorsunuz. Müşteri biletini alıyor ve kendisi gidiyor.

Otel ile anlaşmanızı yapın ve web sitenizden satın. Hele uçak bileti satmak daha da kolay. Tur satmak ise biraz daha zor. Hele operasyonu size yapıyorsanız daha da zor. Uçak biletinde operasyon olayı neredeyse yok, otel için ise operasyon telefon görüşmelerinden ibaret. Tabi birkaç cümle ile özetledim olayı ama elbette bu kadar basit değil, tatil satarken müşterinize hayali bir ürün satmış oluyorsunuz. Bu yüzden elbette satış zor ama konu “e-ticaret” özelinde incelersek turizm ürünlerinin e-ticaret ile satılabilir hale getirilmesi ve hizmet teslimi son derece kolay.

Biz konumuza dönelim. Satmak istediğiniz “şey” her ne olursa olsun, bunu müşterinize nasıl sunduğunuz çok önemli. Müşteriniz sitenize girdiğinde ilk önce logonun bulunduğu bölümü görecektir. Logonun renkleri, fonu ile uyumu, yerleşimi son derece önemli. Logodan sonra logonun hemen altındaki 4-5 cm ye dikkat kesilir. Orada ne varsa müşterinizin aklında ilk yer edecek olan odur. Daha sonra sitenin geri kalanı ile ilgilenir.

İlk önce renklerden bahsedelim. Soru şu; “siz kendinizi hangi kelime ile ifade edersiniz?”. Bankaysanız “güvenilir”, gıda satıyorsanız “temiz”, giyim satıyorsanız “şık”. İşte bu kelimelerin renk karşılığını bulmanız gerekir. Örneğin kelimeniz “güven” ise yeşil veya “mavi” kullanmalısınız, “temiz” ise beyaz, “şık” ise füme, siyah, altın renklerini seçmelisiniz. Birkaç kelime varsa o zaman kombinasyonlar yapmalı ve denemelisiniz. İlla burada örneklendirdiğimiz gibi mi olmalı, elbette hayır. Size göre sizi ifade eden hangi renk ise onu seçin.

Şimdi gelelim en önemli konuya; web sitenizin tasarımını yaparken , renklerin “size göre” değil, “müşteriye göre” olması gereklidir. Bu güne kadar 150-200 civarında e-ticaret sitesi açtık. Hepsi özel tasarımlardı, kesinlikle şablon kullanmadık. Biz tasarım çalışması yaparken hep müşterin gözünden olayları görmeye çalıştık ve ona göre uygun tasarımlar yaptık. Ancak birkaç istisna dışında hep müşterilerimiz müdahale etti ve siteyi kendi zevklerine göre değiştirdi. Sonuç, genelde başarısızlık oldu.

Müşterilerimiz ile hep tartıştım ve onlar için daha çok para kazanacaklarını düşündüğüm tasarımları uygulamaya çalıştım. Örnekler verdim, nedenlerini anlattım ve her zaman hak verdiler fakat sonra kendi zevklerine göre değişiklik yaptırdılar. Sonra işler kötü gittiğinde dönüp yine bizi suçladılar, suçlamaya devam ediyorlar 🙂 O yüzden etrafınızda bu işi daha önce defalarca yapmış, işin ehli olmuş biri varsa bırakın o işini yapsın. Siz karışmayın.

Tasarımın “müşteriye göre” olması konusunda söylemek istediğim bir konu daha var. Siz yıllarca bilgisayar kullanmış, facebook, twitter ı hatmetmiş bir insansınız ve internetten birşeyler satmaya niyetlenmişsiniz. Haliyle nereye nasıl tıklanır, ne nasıl çalışır biliyorsunuz. Peki sizin müşterileriniz bunu biliyor mu?

Bu soru çok önemli. Eğer müşterilerinizin tamamının sizinle aynı seviyede bilgisayar kullanma yeteneği olduğuna eminseniz o halde kafanıza göre takılın. Ama bu konuda emin değilseniz, o zaman sitenizin tasarımını KISS prensibine göre hazırlamalısınız. Yani “Keep It Simple Stupid”, yani “aptalca kolay olsun”. Yani kasmayın kardeşim 🙂

Kasmayından kastım nedir; google.com ve yandex.com ana sayfalarını karşılaştırın. Google.com “ben arama motoruyum” diyor ve bitiriyor ama yandex.com “ben arama motoruyum ama bak trafikten de haberim var, haberleri de biliyorum, hava durumu da bende” diyor. Peki siz hiç haber okumak için yandex.com a girdiniz mi? Yada dur bugün hava nasılmış diye baktınız mı? Cevabınız hayır mı? O halde sizde kendi siteniz için bu yorumu yaptırmayın. Amacınız neyse sadece o olsun sitenizde, fazladan birşey koymayın.

Fazla detay isteyen üyelik formları, sipariş vermeden önce zorunlu üye girişi gibi uygulamalar hep itici konular. Yapmayın, etmeyin diyelim ve burada bitirelim.

1.315 Kere okundu
Yorum Yok :(

Üniversite terk

10 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

ellison4960ap

Yale Üniversitesi’nde 2000’de yapılan mezuniyet töreninde, Oracle bilgisayar şirketi’nin kurucusu ve genel müdürü Larry Ellison aşağıdaki konuşmayı yapmış. Bende bir yerde gördüm ve buraya taşıdım.

Üniversitesi 7 yılda bitirememiş ve ek sınav hakkı ile mezun olma umuduna sahip olan biriyim. Her zaman diplomanın aslında bir kağıt parçası olduğuna inandım ama gördüm ki, aşağıdaki konuşmayı yapan Larry Ellison bile o kağıt parçası olmadan kimseyi işe almıyor. Özellikle ülkemizde ünvan çok önemlidir. Bir arkadaşımızı başkası ile tanıştırırken sadece ismini söylediğimizde eksik birşeyler yapıyormuşuz gibi gelir, mesleğini vs de söyleriz.

Larry’nin sözleri, “atı alan üsküdarı geçti” ata sözümüz ile irdelendiğinde doğrudur. Yorum size kalmış dostlar.

İşte larry ellison’un sonunu tamamlayamadığı konuşması.

“yale üniversitesi mezunları, daha önce böyle bir konuşma duymadığınız, görmediğiniz için özür dilerim. ama benim için bir şey yapmanızı istiyorum. lütfen, etrafınıza iyi bir bakın. solunuzdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın.

sonra sağınızdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın. ve simdi şunu kafanıza sokun: “bundan beş yıl sonra, on yıl sonra, hatta otuz yıl sonra, solunuzdaki kişi hiçbir şeyi başaramamış olacak. sağınızdaki kişi de aslında hiçbir şey başaramamış olacak.”

ve siz, ortadaki? ne bekliyorsunuz? siz de başaramayacaksınız. başaramayacaksınız. aslında bugün şöyle bir etrafıma baktığımda parlak bir gelecek için yüzlerce umut ışığı göremiyorum. yüzlerce değişik endüstride liderliği ele alacak kişiler de göremiyorum. görebildiğim tek şey, geleceği başarısızlıktan başka bir şey olmayacak yüzlerce insan. o kadar.

sinirlendiniz. bu anlaşılabilir bir şey. ben, lawrence “larry ellison” üniversite terk. kim oluyorum ve bu yetkiyi nereden alıyorum ki, ülkenin en prestijli yüksek öğrenim kurumunun bu yıl ki mezunlarına böyle şeyler söyleyebiliyorum?

bu yetkiyi nereden aldığımı söyleyeyim: çünkü ben, lawrence “larry” ellison, üniversiteyi terk etmişim ve dünyanın en zengin ikinci adamıyım. siz değilsiniz. çünkü bill gates, o da üniversite terk ve dünyanın -şimdilik- en zengin adamı. siz değilsiniz. çünkü paul allen, o da üniversite terk ve dünyanın en zengin üçüncü adamı. siz değilsiniz. başka örnekler de var.

mesela michael dell, o listede 9 numara ve yukarı doğru hızla tırmanıyor. o da üniversite terk. ve siz o listede hâlâ yoksunuz. hımmm… şimdi çok kızdınız. bu da anlaşılabilir. o halde biraz da egolarınızı okşamama izin verin. pek çoğunuz burada dört ya da beş yıl eğitim gördünüz. önünüzdeki yıllar için epey iyi bir eğitim aldınız, bilmeniz gereken pek çok şeyi öğrendiniz. iyi çalışma alışkanlıkları edindiniz. burada size o önünüzdeki yıllar boyunca yardımcı olacak bir sürü insan tanıdınız, onlarla bağlantı kurdunuz. ve hayat boyunca yanınızdan ayrılmayacak bir kelimeyle güçlü bir ilişkiniz oldu burada.

bunların hepsi güzel şeyler. ama gerçekte, o kurduğunuz arkadaşlık bağlantılarına fena halde ihtiyacınız olacak. o çalışma alışkanlığına ve “terapi”ye de ihtiyaç duyacaksınız hayat boyu. ihtiyacınız olacak, çünkü üniversiteyi terk etmediniz. dolayısıyla asla dünyanın en zengin insanları arasına katılamayacaksınız.

belki de listeye 10 ya da 11. sıradan, microsoft yöneticisi steve ballmer gibi, girebilirsiniz. ama herhalde onun kimin için çalıştığını söylememe gerek yok, değil mi? sadece kayda geçsin diye söylüyorum. o da zaten master sınıfından terk etti. biraz geç kalmış anlayacağınız. son olarak, herhalde bazılarınız ya da umarım bu konuşmadan sonra çoğunuz, kendi kendinize şunu soruyorsunuz: “yapabileceğim bir şey var mı? bir umudum var mı?”

maalesef hayır. çok geç kaldınız. içinize çok şey dolduruldu, siz onlara bakıp çok şey bildiğinizi sanıyorsunuz. artık 19 yaşında değilsiniz. eveeet!… şimdi gerçekten çok kızdınız. bu anlaşılabilir bir şey. belki de şu an, size bir umut ışığı vermenin, bir çıkış yolu göstermenin tam zamanıdır. hayır, 2000 mezunları size değil. siz kaybettiniz. sizi, yılda 200 bin
dolarlık komik maaş çeklerinizle baş başa bırakıyorum. üstelik o maaş çekinin üstünde sizden birkaç yıl önce okulu terk etmiş birinin imzası olacağını söyleyerek. öğütlerim size değil daha alt sınıfta okuyanlara.

size söylüyorum: hemen ayrılın. daha güçlü söyleyemem: ayrılın. bırakın üniversiteleri. hemen toplayın eşyalarınızı ve fikirlerinizi. ve bir daha geri dönmeyin. terk edin. her şeye yeniden başlayın. size söyleyebileceğim tek şey, o başınızdaki kepler ve kıyafetin sizi aynen şu güvenlik görevlilerinin beni kürsüden aşağı çektiği gibi… aşağı çektiği…..”
ve kürsüden indirilir…

1.475 Kere okundu
Yorum Yok :(

“Başkasının şeyi ile gerdeğe girilmez!”

10 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Büyüklerimiz ne güzel söylemiş. Ellerinden öpmek lazım. Zamanında anlata anlata bitiremediğim tatil.net çeşitli olaylar sonucunda elden gider pozisyona geldi. O kadar emek, o kadar çaba boşa çıktı. Bu sebeple neymiş arkadaşlar, yüksek sesle söylüyoruz; “Başkasının şeyi ile gerdeğe girilmez”.

Girende kabahat zaten.

2.258 Kere okundu
1 Yorum Yapıldı

Para ödemek

11 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Çok fazla ödememek akıllıca olabilir, ancak çok az ödemek daha da kötüdür.
Çok fazla ödediğinde, biraz para kaybedersin, ancak hepsi budur.
Çok az ödediğinde, bazen herşeyi kaybedersin çünkü aldığın şey yapılması istenen şeyi yapmaktan acizdir.
İş yapmanın en temel kuralı az ödeyerek çok almanı engeller – bu imkânsızdır.
En düşük teklifi değerlendiriyorsan, en doğrusu taşıdığın risk için de bir şey eklemektir, ve eğer bunu yapabiliyorsan, o zaman daha iyisini de alabilirsin.

John Ruskin, 1819 – 1900

1.245 Kere okundu
Yorum Yok :(

Google için kapatma talebi

11 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Atatürk’e hakaret edilen bir sayfanın google sunucuları üzerinde barındırılması sebebiyle google’a erişimin kapatılması istemiyle dava açılmış (Haber kaynağı).

Böyle bir davanın, google ekonomisi ile yürüyen ve büyüyen internet sektörümüze, bilgiye erişim için dünyanın en iyi teknolojisine erişim hakkımıza nasıl bir darbe vuracağını düşünmeden, böylesi bir girişimi kınıyorum. Atatürk’e hakaret eden bir sayfanın kaldırılması için google’a dava açılmasına bile gerek yok, telefon edin, bu kişi şu şu sebepten ötürür sizin sözleşmenizi ihlal etmiştir deyin, zaten kaldırırlar.

dava açıp, “ey google, sen dünyanın en iyisi bile olsan biz senden böyle büyüğüz, biz bu kadar güçlüyüz, seni bile kapatırız” dercesine hareket etmek, Atatürk’ün hangi ilkesi ile uyuşuyor. Bırakın arkadaşım ya, bu dava kabul edilir ve google kapatılırsa, benim Türk adaletine olan güvenim kalmayacak.

Sözü geçen dernektekiler de kutlama yaparlar artık, “google’ı bile kapattırdık” diye.

1.140 Kere okundu
Yorum Yok :(

Habere göre…

11 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Eğe Üniversitesi Tıp Fakultesi İlaç Geliştirme Merkezi Müdürü Prof. Dr. Işık Tuğlular demişki; zirai ilaçlar dişi cins hormanlarına benzediği için dişi olarak meydana gelen ebriyonun erkeleşemiyor, erkeklik hormonları baskılanıyor. Bu sebeple son 20 yılda insan ve hayvan nüfusunda dişilerde ciddi bir artış var.

Bu birçok şeyi açıklıyor, mesela erkek gibi davranmak isteyen kızlar, garip tarzlar vs. Demekki aslında onlar erkek ama bu ilaçlar yüzünden kız olarak doğmuşlar 🙂

Elbette bu işin şakası. Ancak bilinçsiz kullanılan zirai ilaçların nelere sebep olduğunu görmek adına çok özel bir örnek. Şakaya gelmiyor arkadaşlar, organik olmaya gayret etmek lazım.

1.224 Kere okundu
Yorum Yok :(

Yeni ürün lansmanı

11 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Uzun süredir geliştirmeye devam ettiğim Acente2 Seyahat Acentesi Otomasyonu’nun lansman faaliyetleri başladım. Çok yoğun bir program içindeyim. O yüzden uzun süredir buraya yazı yazamadım. Ama şunu anladım, lansman ürün geliştirmekten daha zormuş 🙂

En kısa zamanda görüşmek üzere.

1.084 Kere okundu
Yorum Yok :(

Taklitçilik

11 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Hafta sonu Denizli Çivril’e gittim. Çivril, Uşak’a yakın olduğu için Konya’dan Uşak’a, oradan Çivril’e geçtim.

Uşak’tayken taklitçiliğin hangi ölçülere varabileceğini gördüm. Örneğin, Sesli battaniyelerini duymuşsunuzdur. Uşak’ta ana yol üzerinde fabrika satış mağazaları var. Hemen yanında, Seslim battaniyelerinin fabrika satış mağazası var. Gördüğüm an şok oldum, bir firma başka bir firmayı bu kadar mı yüceltir. Hadi isim bulamadın, Sesli’nin sonuna m ekledin, bari git başka yerde mağaza aç, ne diye komşu dükkanı tutuyorsun? Eğer bu iki markada aynı firmaya aitse, hakikaten tebrik etmek lazım. Seslim markası için masraf edip, kendi emeğini bu denli baltalamak ilginç olsa gerek. İsmi Seslim yapacağına, “Harf Battaniyeleri” falan yapsaydı, yanyana iki totemde “Sesli Harf” yazardı, böylesi bile daha kurumsal olurdu.

Şok deyince aklıma geldi, biliyorsunuz Şok marketler zinciri var. Uşak’ta da Uşak Şok marketleri var. Onun sağında solunda ise Mehmet Şok, Ahmet Şok gibi ufak türevleri var. Ayrıca bakkallar da bile AVM (Alışveriş merkezi) yazıyor. 10 m2’lik bir dükkan, tabela “Mehmet Şok AVM”. Çivril’de de Ege Şok marketleri var. Kim kimden esinlendi belli değil.

Son olarak, Uşak otogarında Anadolu firmasının büyükçe bir ofisi var. Güzel yapmışlar adamlar, otobüslerin park edilişi, çalışanların üniformaları vs kurumsallığı gerçekten çok iyi yansıtıyor. İmkanım olsa bu firma seyahat etmek isterim. Uşak’tan Çivril’e geçerken Altınoluk isimli ufak/yeni bir firma ile seyahat ettim. Araç bir minibüstü ve Altınoluk firmasının başkanının aracıydı. Aracı süren ise başkan. Bende en önde oturuyorum, konuşmaları dinledim. Altınoluk firması, Anadolu firmasına rakip olup onun gibi kurumsal olmayı hedeflemiş. Anadolu firmasının Uşak otogarındaki yeri gibi bir ofis yaptırmayı planlıyorlar. Açıkçası hoşuma gitti bu durum, takdir ettim içimden. Adamlar kendilerinden öndeki bir firmayı örnek alıp onu geçmeyi planlıyorlar. O sırada daha önce bu türlü firmalarda görmediğim şekilde araç içi ikramlar yapıldı. Hoş. Gelelim işin nihayetine. Plastik bardaklar camdan atıldı. Yolda polis gördüler, takometre’nin kablosunu bağladılar. Araç Çivril otogarında anlamsız şekilde yarım saat bekledi. Tüm iyi hislerim birden sona erdi.

Olmaz arkadaşım, bina yaptırmakla, yeni araç gereç almakla, kravat takmakla büyük olunmaz. Büyüklük insanın içinde olmalı. Aynı şekilde, kurumun içinde olmalı. Hem madem taklit edeceksin, yarım taklit etme, tam kopyası ol ki rakibi olmak istediğin firmaya gerçekten rakip ol.

Öyle işte, sevgiler saygılar.

1.256 Kere okundu
Yorum Yok :(

Warning: file_get_contents(http://www.oyunkolu.com/js/son_oyunlar_widget3.htm): failed to open stream: HTTP request failed! HTTP/1.1 404 Not Found in /home/enestura/public_html/wp-content/themes/genegri/category.php on line 40