Kardan adamlar yaptım, hepsini kahramanım sandım. Avuçlarımda eridiler..

ESP8266-01 için Ardunio Uno Shield Yapımı

6 ay önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

ESP-01’i programlamak için bu devreyi sürekli kurup kaldırmak zorunda kalmaktan sıkıldım, bende ardunio için shield yapsam nasıl olur acep diye düşünerek çalışmaya başladım.

Ben bilgisayar mühendisiyim ve üniversiteden mezun olduğumdan beri devreler ile hiç uğraşmadım. Bu 15 yıldır ilk defa yaptığım bir devre, tasarımına bakıp gülmeyiniz 🙂

Ardunio Uno ile yaptığım ESP01 programlama devresinin son hali

Temel devra şeması şu şekilde (2 push button ekledim)

Bu şemada reset ucu boşta bırakılmış, reset ucundan bir kablo alıp push button’a, oradan da GND’ye bağladım. GPIO0 ucu doğrudan GND’ye bağlı görünüyor, onuda önce push button’a, oradan GND’ye bağladım.

Devreyi kurmak için delikli pertinaksı Ardunio UNO’nun pinlerine denk gelecek şekilde kestim. Bağlantı için kullanmam gereken yerlere erkek pin header ekledim. Sol alt köşede kullanmak için pin gerekmiyor ama sağlam olsun diye 3 pinde oraya koydum. Bir şekilde devreyi monte ettim ve lehimledim. Sonuç aşağıdaki gibi oldu 🙂

Nasıl Kullanılıyor?

İlk açılış anında ESP-01 normal çalışma modunda açılıyor. Sırası ile;

1- GPIO0 butonu bas
2- Reset butonu bas
3- Reset butonu bırak
4- GPIO0 butonu bırak

yapınca modül programlama modunda açılıyor ve Ardunio IDE ile yazılım yükleyebilirsiniz. Yükleme işlemi bitince reset tuşuna basın, USB kablosunu bilgisayardan çıkarıp yeniden takın ve programınız çalışmaya başladı 🙂

Bu fotoğrafları çekerken çalışan kod aşağıdaki şekildedir.

// Blink the built-in LED for ESP-01 black model

#define ESP_LED 1 // GPIO_1

void setup()
{
pinMode(ESP_LED, OUTPUT);
digitalWrite(ESP_LED, HIGH); // Off - confirmed for built-in LED
//digitalWrite(ESP_LED, LOW); // On - confirmed!
}

void loop()
{
digitalWrite(ESP_LED, LOW); // On
delay(500);
digitalWrite(ESP_LED, HIGH); // Off
delay(500);
}

Kolaylıklar dilerim.

ESP8266-01 firmware yükleme işlemi önceki yazımı okuyun.

214 Kere okundu
Yorum Yok :(

ESP8266-01 ile debelenme :)

6 ay önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Ardunio ile programlama olayına merak sardım ve ufak bir proje için çalışmaya başladım. Wifi üzerinden internet bağlantısı yapma ihtiyacım oldu, biraz araştırma ile ESP8266 modüllerini buldum ve çalışmaya başladım. Muhtemelen sizin hikayenizde bu şekildedir 🙂

Bu yazıda neler var?

1- Çalışmayan, AT komutuna bile cevap vermeyen ESP-01’ler
2- Yeni firmware yükleme olayı
3- ESP-01 firmware yükleme devresi

1- Çalışmayan ESP-01’ler

ESP8266-01 Modülleri

Yukarıdaki modüllerden 1. modülü direnc.net’ten, 2 ve 3. modülleri robotistan.com’dan aldım. İlk önce 1. modül geldi, çalışmadı 🙂 Bu modül 3.3V ile çalıştığı için RX bacağını voltaj regulatörü bağlamadığım için yaktığımı düşündüm. Sonra 2 ve 3. modülü sipariş ettim. Bu modüllerden sadece 3. modül çalıştı, 2. modül yine çalışmadı.

2. modül ile uğraşırken birşey farkettim, şöyle ki;
Modüle reset attığımda veya enerji kesip geri verdiğimde ardunio ide’nin serial monitöründe birşeyler var ama anlamsız. Baud rate i değiştirip 74880 yapında bu sefer anlamlı birşeyler gördüm.

Bu çıktıya göre sistem içinde yüklü olan firmware hatalı ve sistem çalışmıyor. İlk yaktığımız düşündüğüm modülden de aynı sonucu alınca firmware yüklemek için araştırmaya başladım. Robotistan.com’da bu modül ile ilgili 1. derste güncelleme yapılması gerektiği yazıyor ancak orada anlatılan işlem işe yaramıyor.

2- Yeni firmware yükleme olayı

Şurada (1) (https://forum.arduino.cc/index.php?topic=604672.15) bu konu ile ilgili bir paylaşım gördüm. Forum’dan şu adrese (2) link vermişler (https://www.allaboutcircuits.com/projects/flashing-the-ESP-01-firmware-to-SDK-v2.0.0-is-easier-now/).

(2) nolu yazıdaki devre bölümlerini geçtim, “Flash Download Tool v3.4.4” başlığına kadar gelin ve buradaki işlemleri yaptım. Bu sayfada bahsedilen dosya yükleme işleminde dosya sıralamasının önemli olduğunu belirtmek isterim. Aşağıda önemli kısmı gösteriyorum.

Başka önemli konu ise yükleme motunun seçilmesi ile ilgili. SPI Mode altındaki DOUT’un seçili olması gerekli. Eğer sağ ortadaki SpiAutoSet seçili ise otomatik QIO modune geçiyor, bu nedenle SpiAutoSet’i seçmeyin. Aşağıdaki resimde COM4 seçili ama siz kendi bilgisayarınızda neyse onu seçin. Bu ayarları yaptıktan sonra yükleme işlemine başladım.

İşlem tamamlandıktan sonra ESP-01 modülünü normal çalışma moduna göre bağladım ve ardunio ide serial monitörü açtım ve işte artık çalışan bir modülümüz var 🙂

3- ESP-01 firmware yükleme devresi

Tabiki bu işlemi yapabilmek için devre elemanları lazım. Benim elimde USB modülü yoktu, o yüzden doğrudan ardunio uno üzerinden çalıştırdım. Bağlantı devresini şu adresten (https://simple-circuit.com/arduino-esp-01-esp8266-programming/) aldım.

Direnç bağlama olayına dikkat ediniz. Voltaj regulatörüde kullanılabilir ama direnç daha kolay bir yöntem oldu benim için.

Kolay gelsin 🙂

203 Kere okundu
Yorum Yok :(

Online Diyet İşine’de Girdik :)

3 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Evet, artık online diyet işinede girmiş bulunuyoruz, web sitemizin adresi www.diyyet.com 🙂

Kardeşim diyetisyen olarak mezun oldu ve o daha mezun olmadan önce bu işi yapmaya karar verdik. Diyyet.com domain adresi enteresan şekilde elimize geçti. Normalde tescil edilmiş durumdaydı ancak yenileme bedeli ödenmemişti ve iptal olma sürecine girmişti. Bu tür durumlarda backorder denilen bir işlem yapılabiliyor ve domain adresinin sahibi ödemeyi yapmaz ise biraz fazla ücret ödeyerek adresi alabiliyoruz. Bizde backorder yaparak domain adresini aldık.

Site yaklaşık 1.5 yıldır açık ancak pek bir faaliyetimiz olmadı. Diyet takibi için mobil uygulama geliştirelim, daha çok mobil üzerinden gidelim diye düşündük başta ama önce online diyet satıp sonra yazılımın ihtiyaçlara göre geliştirilmesi daha doğru olur diye düşünerek o projeyi iptal ettik. Şimdilik sadece online diyet satan ve sağlıklı beslenme üzerine makaleler içeren bir web sitesi olarak planladık. Şu an tıklama da almaya başladı, ufak ufak ilerliyoruz.

Bu sitede online diyet fiyatlarını görebiliyor ve hemen diyet satın alabiliyorsunuz. Muhtemelen 1 gün içinde de diyet listenizi ulaştıracağız. Muhtemelen dedim çünkü daha hiç satış yapmadık 🙂 Bakalım reklama başlayıp denemeler yapacağız.

Gelişmelerden haberdar edeceğim 🙂

2.019 Kere okundu
Yorum Yok :(

SEO Macerası 2

3 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Daha önceki “bir seo macerası” yazımın devamıdır.

1 mayısta yazdığım yazıdan sonra tilki.co sitesini bir türlü çalıştıramadık. Sürekli ilgilenmemiz gereken bir problem çıktı ve proje geç kaldı. Google analytics raporlarına baktığımda ilginç bir şekilde günlük giriş sayısında yükselme görüyorum. Örneğin 23 haziran günü siteye 50 kişi giriş yapmış. Neden ve nasıl bilmiyorum 🙂

Bugün inşallah yeni siteyi yayına alacağız. İlk önce webmaster araçlarını kullanarak yeni sitemap.xml dosyasını yükleyeceğim ve eski URLleri sileceğim. Ancak belliki bazı adreslerin indeksi iyi durumda. O adresleri korumamız gerekli. Bunu nasıl yaparım bilmiyorum ama bakalım bir hal çaresi bulacağız.

Gelişmeleri yazmaya devam edeceğim.

 

1.028 Kere okundu
Yorum Yok :(

Angular 4

3 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Angular kullansak mı, kullanmasak mı? Tüm mesele bu 🙂

Konu ile ilgili detaylı bir yazı gelecek.

1.315 Kere okundu
Yorum Yok :(

İç Pazar Seyahat Acentelerinin Geleceği

3 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Turizm sektörü için 11 yıldır yazılım geliştiriyorum. E-ticaret alanında sektörün büyümesini, zorluklarını ve geçirdiği evrimi an be an yaşadım. Şimdi biraz gelecekten bahsedelim.

Ben bu işe 2006 yılında başladım. O zaman büyük seyahat acentelerinin web siteleri, bazı broşür siteler ve belki tam olarak ilk olmasa çoğu ilki yapan tatilvitrini.com vardı. O günkü sahibini tanıyorum ancak şu an ki sahiplerini bilmiyorum. Google adwords ile satış yapılabileceğini ispatlayan ilk turizmcilerden biridir ve tatilvitrini.com çok düşük tutarlarla reklam vererek büyük kazançlar elde edebildi. Google adwords reklam sistemi açık arttırma ile çalışan bir sistem olduğu için ve o gün reklam pek firma bulunmadığı için reklam maliyetleri bugüne göre 50 de 1 oranındaydı diyebiliriz. Net 50 de 1 değildir ama farkı anlayın işte.

Tatilvitrini.com u gören diğer sevgili turizmci arkadaşlar hemen web sitelerini açtılar ve olaya giriş yaptılar. Rekabet arttı, reklam maliyetleri yükseldi, karlılık azaldı 🙂 Karlılığın azalmasının yanısıra birde vade farksız taksit kampanyaları gelince sevgili acentelerimiz para kazanmak yerine zarar etmeye başladılar. Hatta öyleki, sattıkça daha çok zarar ettiler. Satmasalar daha iyi ama işte bir şekilde bu bataklığın içine girdiler, çıkmak için çırpındıkça daha da battılar. Çoğu acentenin ömrü 2 yılı geçmedi, burayı aşağıda açalım.

Şimdi siz diyeceksiniz etstur, prontotur, jolly tur vs var. Ben onlardan bahsetmiyorum, ben internet acenteciliği furyası sırasında çıkanlardan bahsediyorum. Bu firmalar daha öncede vardı, şimdide var, Allah nasip ederse bundan sonrada var olacaklar. Ancak internet acenteciliği, özellikle otel satışı alanı bu saman alevi gibi geldi ve geçiyor. Hatırlayın bir zamanlar fırsat siteleri vardı, şimdi yoklar 🙂

Örneğin erken rezervasyon olayı. Bu sistem şu an öldü diyebiliriz, 2010-2013 yıllarında çok popülerdi oysaki. Oteller erken alın ucuza alın dediler, 100 TL’ye sattılar. Sonra yazın ortasında 80 TL’ye sattılar. Bir oldu iki oldu, en sonunda insanlar erken rezervasyona inanmamaya başladı. Yukarıda bataklıktan bahsettim ya, bataklık tam olarak burası. Olay şöyle; acente bu yıl satışa başlıyor, ilk yıl olduğu için düşük fiyatlar ile satmaktan başka şansı yok. Haliyle yıl sonunda otellere bir miktar borcu kalıyor. Sonraki yılın erken rezervasyon döneminde maliyetine veya zararına satış yapıp para toplamaya ve geçen yılın borçlarını ödemeye çalışıyor ve ödüyor ancak bu yıl otellere ödemesi gereken parayı kullanmış oluyor. Yaz oluyor, günlük satışlar, gelen paralar, borçları yönetmek vs derken işler sarpa sarıyor. Acenteyi 1 gün idare edecek para kalmıyor ortada, görünürde çok para var evet ama aslında o para otellerin, acente sadece hamallık yapar duruma geliyor. Sonra birşey oluyor, ne bileyim sitesi teknik arızadan dolayı kapanıyor, google karttan para çekemediği için reklamı durduruyor, haliyle satış duruyor vs birşey oluyor ve acentenin nakit akışı tamamen bozuluyor. Sonra bir sürü insan otel kapılarında kalıyor, sonrası malum.

Şimdiki trend yaprak site denilen, her otel için tek sayfalık reklam sitesi hazırlamak. Acenteler, müşterilerin kendilerine güvenmediğini bildikleri için artık otel taklidi yapmaya başladılar. Siz google da otelin ismi ile arama yapıyorsunuz, karşınıza bir sayfa geliyor ve otel sayfası gibi duruyor. Tabi siz sayfanın otele ait olmadığını bilmiyorsunuz, güzel güzel rezervasyonunuzu yapıyorsunuz 🙂 Son 2 yıldır bu şekilde çok para kazanıldığını gördüm. 5-6 otel ile anlaşıp milyonlarca lira ciro yapan acenteler var. Dikkat, otel ile anlaşıp diyorum. Yani olay otelin bilgisi dahilinde yapılıyor. Şu an bu iş çok iyi gidiyor; otelci, acenteci ve otelden rezervasyon yaptığını zanneden müşteride hayatından memnun.

Peki bu iş ne zaman patlar 🙂

  1. Şu an bir otele, çağrı merkezi anlaşması için belki 2-3 acente gidiyordur, yakında 10 acente gitmeye başlar. O zaman acenteler arasında iş alabilmek için rekabet başlar, biri yüzde 10 isterken, diğeri yüzde 5 ister. Kazanç düşer.
  2. 5-6 otelle çalışan ve çok para kazananlar, daha sonra 10-20 otele ve daha fazlasına çıkmaya başlayıp daha çok para kazanmayı ümit eder ancak o iş bir süre sonra kontrol edilemez duruma gelir. Yukarıda bahsettiğimiz süreç tekrar başlar.
  3. Ve asıl en önemlisi, bazı otellerde sorun yaşadığınızda otel yönetimi sizi acenteye yönlendiriyor. Siz otelden satın aldığınızı düşünüyorsunuz ancak otel yönetimi sizi acenteye yönlendiriyor, kendisi çözmüyor. O an ne hissedeceğinizi bir düşünün, bu konuda internette yazılacak şikayetleri bir düşünün. Eğer bu son dediğim yapılmazsa bu iş uzun süre yürür. Diğer türlü 2-3 yıllık ömrü var.

Peki bundan sonra ne olacak; internet üzerinden otel rezervasyon dönemi bence şu an duraklama döneminde ama bu yıl itibari ile düşüşe geçer. Sadece büyük acenteler, marka olmuş ve insanlara güven verebilen acenteler bu işe devam edecektir. Erken rezervasyon zaten bitti, insanlar otele gitmeden 1-2 hafta önce rezervasyon yapıyorlar. Yeni bir web sitesi açayım, internetten otel satayım fikri çok zor bir fikir. Küçük ve orta ölçekli seyahat acenteciliği, paket tur satışı sisteminde devam edecektir. Paket tur satışının çok başarılı olacağına inanıyorum, bu konuya yapılacak yatırım otele göre daha fazla kazanç sağlar ve müşteriniz ile doğrudan temas ettiğiniz için daha fazla tekrar müşterisi getirir. Bir acenteden otel aldığınızda acenteyi bir daha görmezsiniz, otele gider işinizi bitirirsiniz ancak iş tur olunca, acenteden biri gelir ve size rehberlik eder. Haliyle acente ile daha fazla etkileşim içinde olursunuz. Doğru organizasyon ve doğru destinasyonlar ile paket tur satışının para kazandıracağına inanıyorum. Gelecek burada.

Ek bilgi: Bu yazıda oteller ve incoming acentelerinden bahsetmiyoruz. Ingoing ve outgoing acenteler bahsediyoruz.

1.249 Kere okundu
Yorum Yok :(

Vermiş subliminali

4 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

EA firması uzun süredir Battlefield oyunu üzerinde çalışıyor, yeni oyun uzun süredir heyecanla bekleniyor. Piyasaya çıktığında 100 milyondan fazla satar diye bekliyorum, ne kadar popüler olduğunu siz düşünün.

Bu günlerde Gamescom oyun fuarı devam ediyor ve birçok oyun firması piyasaya sürecekleri oyunları tanıtıyor. Haliyle Battlefield oyunu içinde tanıtım vardı ve youtube üzerinden canlı yayınlandı. Buraya kadar herşey normal ancak gariplik tam olarak burada başlıyor; tanıtımı yapılacak olan oyunda seçilen taraflar İngiltere ve Osmanlı. Hani insan kuşkulanmıyor değil. Oyun 15 dakikalık 2 karşılaşma ile tanıtılıyor, 2 seferde de Osmanlı yeniliyor. Hmm…

Şimdi oyunu oynayanlar İngiliz ve Türkler değil, EA firmasının elemanları veya orada seçilen kişiler. Bu iki ülke bir eleme süreci ile oraya gelmedi, haliyle birileri seçti. Şimdi insan merak ediyor, siz bugüne kadar ne zaman Osmanlı, bu şekilde dünya çapında izlenen bir organizasyonda seçer oldunuz? Tüm bunlar benim yorumum olmakla birlikte buradan şunu anlıyorum, İngiltere ile Osmanlı arasında 2. bir savaş olacak ve Osmanlı yine kaybedecek diyorlar. Osmanlı yerine siz istediğinizi koyun. Dediğim gibi, bu benim yorumum.

Bahsettiğim video ise linki: https://youtu.be/mmwclMxQQ3g?t=2h36m22s

1.194 Kere okundu
Yorum Yok :(

Yazılımcı Klavyesi

5 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Yaklaşık 10 yıldır aynı kablosuz klavye ve mouse setini kullanıyor. Ancak çok fazla pil tüketir duruma geldiler. Her ay 4 adet pil alıyorum ve tanesi 7-8 TL, yıllık pil maliyeti 90-100 TL’yi buluyor. Hal böyle olunca pile vereceğim para ile yeni bir klavye alayım dedim. Aklımda vardı ama herhangi bir alma gayreti içinde olmadım.

Geçen günlerde yine piller bitti, bende çıktım markete giderken bilgisayar parçaları satan bir yere girdim ve klavye sordum. Bana birçok klavye gösterdikten sonra Wireless Desktop 3000 ürününü gösterdi. Ürünün fiyatı 150-160 TL ancak bu arkadaşın elindeki ürünün üzerinde rusça etiketler var. O yüzden 90 TL dedi. Bende “ooo iyimiş alayım o zaman” deyip aldım, almaz olaydım.

Alet rusça düzenine göre ayarlandığı için tuşların yerleri farklı. Örneğin <> karakterleri için tuş yok, 2 tuşa basarak yazabiliyoruz ve çok alakasız bir yerde. Silme tuşunun altında büyükçe bir enter tuşu olmalı ama yok, onun yerine virgül, enter ve shift tuşları sıralanmış. Haliyle noktanın yeride farklı. Böyle olunca klavyeye bakmadan yazan ben yazamaz oldum. Ayrıca işimiz web siteleri için HTML kodlama yapmak, e HTMLde de cümleye < ile başlanıp > ile bitirilir. Hal böyle olunca durum iyice sarpa sardı. Neyse farklı bir klavye ile değiştirip çözdüm olayı.

Ancak bu kısa maceradan çıkardığım dersler şöyledir;

Öncelikle daha ucuz olsun veya daha az yer kaplasın diye daha az tuşlu klavyelerden bence uzak durmalı. <> tuşu bizim için çok önemli, bu tuşu yok saymak olmaz. Ayrıca büyükçe bir enter tuşuna ihtiyaç var, bol bol enter kullanıyoruz. Yön tuşları ayrı olmalı, iç içe geçmiş bir klavye bazen sıkıntılı olabilir. Page up – page down, home – end tuşları alt alt olmalı, bir orda biri burda olursa çok zor.

Ayrıca, F tuşlarına bazı klavyelerde ek fonksiyon ekliyorlar. Bazı klavyelerde F lock özelliği var bu şekilde ek fonksiyonları kapatabiliyorsunuz ancak benim eski labtop’um da olduğu gibi kapatamayabilirsiniz. Bu durumda F tuşlarına ihtiyaç olan yerlerde ortaya yine saçma sapan şeyler çıkıyor.

Klavyenin kalın tuşlu veya ince tuşlu olması kişinin keyfine göre bir konu. Ben uzun süredir kalın tuşlu bir ürün kullanıyordum, artık ince tuşlu kullanmak istiyorum. Birde bazı klavyeler çok sesli, sanki taşa çivi çakıyoruz. Sessiz bir klavye almak bazen önemli olabilir.

2.771 Kere okundu
Yorum Yok :(

New Horizons ve 5 milyar km

5 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Nasa 9 yıl önce nükleer yakıt ile çalışan “New Horizons” isimli uydusunu gönderdi ve uydu bu hafta içinde Pluton’a 12500 km öteden selam çakıp güneş sisteminin dışına doğru yoluna devam etti.

Şimdi gelelim benim asıl değinmek istediğim konuya; adamların 9 yıl önce geliştirmeyi tamamladıkları teknolojiye bakalım. Alet 2006’da uzaya gönderilmiş, haliyle kullanılan teknoloji daha önceye dayanıyor. Proje başlanğıcı 2001. 2016 yılında sona erecek ve toplam maliyeti 650 milyon dolar.

Öncelikle iletişim teknolojisi, alet 5 milyar km öteden fotoğraf çekip dünyaya gönderebiliyor. Evde kullandığımız modemlerden 10 mt uzaklaşınca düşen bağlantı gücünü düşünün ve bunu 5 milyar km ile karşılaştırın, bağlantı gücü ne kadar düşük, hatta bir bağlantı bile yok. Plütondan veri gönderme hızı yaklaşık saniyede 1 kbit. Yani cep telefonundan çektiğin bir fotoğrafı 1 kaç günde ancak gönderirsin.

Uydu bu mesafeden rastgele yayın yapamaz, yaparsa o sinyal bize ulaşmaz. Haliyle sinyali odaklayıp göndermesi gerekir, çanak benzeri bir sistem olmalı. Burada da konumlandırma konusu var, alet kendi bulunduğu noktayı, dünyanın bulunduğu noktayı öyle hassas hesaplamalı ki 5 milyar km ötede onu dinleyen bir alıcıya sinyalini ulaştırabilmeli. Anteni 1 cm aşağı yukarı yöne döndürse belki sinyal dünyaya ulaşmayacak. Tabi bu esnada plütonun ve dünyanın kendi yörüngelerinde sürekli hareket halinde olduğunu unutmayın. Hadi dünyada büyük antenler var aletin gönderdiği sinyali alabiliyoruz. Bizim gönderdiğimiz sinyalleri o nasıl alacak? Demekki bir çözüm üretmişler.

Alet nükleer yakıt ile çalışıyor. Radyokkopik termoelektrik jeneratörü var üzerinde plütona vardığında 200 Watt gün üreteceğini hesaplamışlar. Normalde ilk gönderilirken 250 Watt güç üretiyormuş.

Aletin hızı ise saniyede 14.52, saatte 52.272 km.

Şimdi olaya şöyle bakmak lazım, adamlar uzay teknolojisi geliştiriyor ve bu teknolojileri günlük hayatta kullanılabilir teknolojilere çevirip bize satıyorlar. Uzay araştırmaları boş iş mi? Bence değil. İnsanın yeni icatlara yapabilmesi için kendisini ciddi şekilde zorlaması gerekli, yoksa şu an ki durumumu koruyayım yan gelip yatayım diyerek yenilik üretilmez. Eğer sen derin uzayın soğuk ortamında çalışabilen bir sistem üretebilirsen kutuplarda kolaylıkla çalışırsın. Eğer sen buradan 5 milyar km öteye bir robot gönderip tüm işleri senin önceden programladığın şekilde çalışmasını sağlayabilirsen, insansız hava aracı yapıp düşman gördüğün kişiyi kolaylıkla öldürebilirsin.

Amerika’nın dünyayı yönetiyor olması boşuna değil. Bu uydu üzerinde “Student Dust Counter (SDC)” adı verilen Colorada Boulder üniversitesi öğrencilerinin geliştirdiği bir alet bulunuyor. Bizim bilgisayar mühendisleri okuldan adam akıllı 1 proje üretmeden mezun olurken elin oğlu uyduya ekipman geliştiriyor.

Bizim üniversite öğrencilerinin geliştirdiği minik uyduyu, güneş enerjisi ile çalışan araçlarını unutmadım elbette. Ancak bu kadar üniversite, bu kadar hoca, bu kadar öğrenci ve tüm bunlar için devletin her yıl harcadığı milyonlarca belki milyarlarca lira para varken sonuç ortada. Yukarıda bir kısmını saydığım teknolojileri geliştirmek için harcanan çaba, çözülen yüzlerce binlerce problem var. Teknoloji toprakta yetişen birşey değil neticede, çok uğraşmak çabalamak gerekiyor ve adamlar bunu yapıp, dünyayı yönetmeyi başarıyorlar.

Elin oğlu neyle uğraşıyor, bizim memleket neyle. Çok çalışmak lazım. Tembellikle bir yere varılmadığını, Yunanistan örneği ile görüyoruz.

Bir sonraki yazı yerli teknoloji üzerine, yeniden bekleriz 🙂

New horizons tarafından çekilen plüton fotoğrafı.

New horizons tarafından çekilen plüton fotoğrafı.

 

1.255 Kere okundu
Yorum Yok :(

SOAP XML verisini diziye aktarmak

5 sene önce Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

PHP ile SOAP alt yapısını kullanan web servislerinden alınan XML sonuçlarının diziye aktarılması için aşağıdaki kod kullanılır, hayat kurtarır;

$xml = file_get_contents($response);

// SimpleXML seems to have problems with the colon “:” in the <xxx:yyy> response tags, so take them out
$xml = preg_replace(“/(<\/?)(\w+):([^>]*>)/”, “$1$2$3″, $xml);
$xml = simplexml_load_string($xml);
$json = json_encode($xml);
$responseArray = json_decode($json,true);

Kaynak: https://simplysalim.wordpress.com/2012/02/01/php-parse-soap-response-to-an-array/

1.515 Kere okundu
Yorum Yok :(